Doğum sonrası vücutta kalıcı değişiklikler

Hamilelik döneminde ortaya çıkan anatomik değişikliklerin çoğu kalıcıdır. Kalıcı olan değişiklikler aşağıda özetlenmiştir:

Rahim ağzı:

Rahim ağzı doğum esnasında yaklaşık 10 santimetre açılır. Bu açılma rahim ağzının yapısında bulunan çok özel ve esnek lifler sayesinde olur. Bebek doğduktan sonra bu lifler rahimağzının mümkün olduğunca orijinal şekline geri dönmesini sağlamaya çalışırlar. Ancak bu geriye dönüş ne kadar etkili olursa olsun rahim ağzında doğum sonrası kalıcı bir görüntü oluşur (resim):

Daha önce hiç doğum yapmamış olanlarda adeta bir nokta gibi gözüken rahim ağzı doğum yapmış olan kadınlarda doğum sayısı arttıkça yatay genişliği artan bir çizgi şeklinde görülür. Sezaryenla doğum yapmışlarda, eğer sezaryen doğumun erken evrelerinde veya doğum eylemi başlamadan önce yapılmışsa rahim ağzı nokta şeklindeki görünümünü koruyabilir.

Vajina girişi ve vajina:

Doğum kesisi doğru zamanda usulüne uygun olarak açılmışsa ve perineyi (perine vajina ile anüs arasındaki bölgedir) yırtılmadan koruyucu doktor manevraları iyi bir şekilde uygulanmışsa, doğum kesisi tamiri sonrası vajina girişindeki değişiklikler çok az olur, ancak bu bölge de asla doğum öncesindeki şekline geri dönemez.

Vajina ise esnek liflerden oluşan bir yapı olduğundan zor doğumlarda yırtılma gibi normaldışı bir durum oluşmadığı sürece çok etkin bir şekilde orijinal haline geri döner.

Yapılan doğum sayısı arttıkça vajina ön duvarındaki gevşeme mesanenin vajina ön duvarına doğru sarkmasına (sistosel), vajina arka duvarındaki gevşeme ise kalınbağırsak son kısmının vajina arka duvarına doğru sarkmasına (rektosel) neden olabilir. Hafif derecedeki bir "sarkma" hiç bir problem yaratmazken, ileri derece "sarkmalar" idrar kaçırma şikayetine veya kabızlığa neden olabilir. Böyle durumlarda vajinaya daha ileri bir zamanda estetik bazı ameliyatlar uygulanması gerekebilir. Sistosel için "ön plastik", rektosel için ise "arka plastik" adı verilen operasyon uygulanır.

Rahim:

Hamileliğin son dönemlerinde normal hacminin yaklaşık 20-30 katına ulaşan rahim, lohusalıkla beraber yavaş yavaş ufalarak eski orijinal büyüklüğüne döner. İnvolusyon (“toparlanma”) adı verilen bu süreç sonunda her doğumdan sonra rahim, önceki büyüklüğünden biraz daha büyük olarak kalır.

Rahim doğumdan hemen sonra göbek deliği seviyesindedir. Kasılmaya bağlı olarak oldukça sert kıvamda olan bu yapı karnın alt kısmına dokunmakla kolaylıkla hissedilir.

Rahim toparlanması plasentanın çıkmasıyla başlar ve rahim her geçen gün ufalarak lohusalığın birinci haftasının sonunda doğum sonrası büyüklüğünün yarısına kadar geriler.

Rahim içinde plasentanın yerleştiği yer de kasılmalarla giderek ufalır ve küçük bir nedbe bırakarak iyileşir.

Hemen doğum sonrasında rahimden kan renginde bir akıntı gelir. Bu akıntının miktarı giderek azalır ve rengi de gün geçtikçe açılır. Loşi (lochia) akıntısı adı verilen bu akıntının kırmızı olduğu dönemlerde içinde taze kırmızı kan ve doku parçacıkları vardır. Birkaç gün içinde akıntı miktarı azalır ve rengi açılır.  İkinci haftadan itibaren loşi daha koyu kıvamlı ve açık renkli özellikler kazanır. Doğumdan yaklaşık 4 hafta sonra genellikle bu akıntı tümüyle kesilir.

Rahimin toparlanması kasılmalarla olur. Bu kasılmalar karın ve bel bölgesinde kramp tarzında ağrıların hissedilmesine neden olabilir. Özellikle çok doğum yapmış olan kadınlarda bu kramp tarzı ağrılar daha sık görülür. Emzirme oksitosin hormonu salgısını artıran bir durum olduğundan, oksitosinin etkisiyle kasılmaları artan rahimde bu kasılmalar emzirme esnasında daha net hissedilir.

Doğum sonrası ilk 12 saatte nispeten daha fazla hissedilen bu ağrılar bu süre sonunda giderek hafifler ve genellikle 48 saat sonunda tümüyle kaybolur.

Cilt:

Hamilelikte karın ve meme cildinde oluşan çatlaklar lohusalık döneminin sonlarında gümüş rengi alırlar ve kalıcıdırlar.

Yüzde meydana gelen lekelenmeler genellikle doğum sonrası kaybolur. Ancak cildin derin tabakalarında oluşan lekeler kalıcı olabilirler. Bu lekeleri gidermek için çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur.