Merhaba, Bu sayı için sizlere çalışma alanım olan ve Türkiye'de çocuk özürlerinde ilk sırada yer alan Serebral Paralizi konusunda bilgi vermeye çalışacağım. Bundan sonraki birkaç sayıda bu konu da sizlerden gelen sorularla yönlenecek, rehabilitasyonla ilgili ayrıntılı bilgiler veremeye devam edeceğim.

Serebral Paralizi (Beyin Felci) nedir?

Serebral Paralizi'nin (SP) literatürde bir çok tanımı vardır. Ancak çok genel anlamıyla bir tanım yapacak olursak, doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur. SP adale tonusunda bozukluk, anormal postür (duruş bozukluğu) ve bozuk hareket görünümüyle karşımıza çıkar. SP gelişimsel bir bozukluktur. Motor fonksiyonlarda bozukluğun yanında, duyu bozukluğu (sensory disfonksiyon), nistagmus, strabismus (gözde kayma, titreme gibi bozukluklar), zeka geriliği (mental retardasyon), davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız-diş problemleri de görülebilir.

SP'nin tanımı ve tedavisinde önemli bir araştırmacı fizyoterapist olan Bobath, SP'yi "henüz gelişmemiş beyinde ortaya çıkan lezyonun santral (merkezi) sinir sistemi oluşumunu etkilemesi"olarak tanımlamaktadır.

Beyinde motor bölgenin (kol-bacakların tam kullanımı, yürüme, yemek yeme, merdiven çıkma gibi günlük yaşamı sürdürmeye yarayan hareket yeteneğini sağlayan beyin bölgesi) gelişimi 7-8 yaşlarında tamamlanır. Hamilelik döneminin başlangıcından 7-8 yaşlarına kadar beyinde oluşabilecek herhangi bir problem bu bölgenin fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Ortaya çıkan tablo ise Serebral Paralizi olarak adlandırılır. SP'de beyin hasarı ilerleyici değildir. Fakat ortaya çıkan sorun ömür boyu devam eder.

SP'nin görülme sıklığı hakkında çok net bilgiler olmamakla birlikte, ABD'de ölçülen oranlar dünya geneli için bir kıyaslama olanağı verebilir; Amerika Serebral Paralizi Derneği'nin verilerine göre, ABD'de toplam nüfusun % 0.2'si (1000'de 2) SP'li. Buna göre ABD'de yaklaşık 1.000.000 SP'li var. Bu rakama her yıl 5000-7000 bebek ekleniyor. Ülkemizde ise bu konuda yeterli ve güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte, toplam nüfus içerisindeki SP'li oranının %o 1.66 (600'de 1) olduğu tahmin edilmektedir. Buna göre Türkiye'de yaklaşık 700.000 SP'li bulunmaktadır.

Türkiye'de oranların fazla olması akraba evlilikleri, hamilelik döneminde geçirilen hastalıkların fazla olması ve bakım şartlarının yetersizliği, doğum şartlarının olumsuzluğu, bebek bakım hizmetlerinin yetersizliği, ilk çocukluk yıllarında bebeklerde bulaşıcı ve ateşli hastalıkların fazlalığı ve beslenme yetersizliği gibi nedenlere bağlanmaktadır.

SP nasıl erken teşhis edilebilir?

SP'li vakalarda fizik tedavi ve rehabilitasyonun başarısı için erken teşhis çok önemlidir. Aileler bebeğin gelişiminde en ufak bir gecikme ya da sapma gördüğünde, ya da aşağıdaki belirtileri gözledikleri durumda derhal doktora başvurmalıdırlar.

SP'nin habercisi olabilecek erken belirtiler:

1 aylık bebekte; 
Sürekli ağlama 
Emme bozukluğu 
Israrlı ve sürekli kusma 
Çevresinden gelen uyarılara cevap vermeme 
Havale (Konvülzyon)

2 aylık bebekte (yukarıdakilere ek olarak); 
Bulunması gereken reflekslerin kaybı 
Kaslarda aşırı sertlik ya da gevşeklik

3 aylık bebekte; 
Gözde kayma, titreme 
Bebeğin sırtüstü, baş ve topuklar üzerinde yay gibi sert bir şekilde durması 
Bebeğin gülmemesi, annenin yüzüne bakmaması

4 aylık bebekte; 
Baş kontrolünün olmaması 
Gözde odaklaşmanın sağlanamaması 
Elin ya da ellerin beş parmak içte kalacak şekilde yumruk halinde tutulması 
Kaybolması gereken reflekslerin devam etmesi

8 aylık bebekte; 
Dönme ve oturma aktivitelerinin olmaması 
El-göz koordinasyonunun yokluğu 
Tekme atarken iki bacağın da itilmesi 
Bebeğin bacaklarını uzatarak oturduğu pozisyonda vücudunun öne eğilmesi, bacakların birbiri üzerine binmesi

10 aylık bebekte; 
Emeklemenin olmaması ya da her iki ayağın birden çekilerek, sıçrar tarzda emekleme 
Ayağa kalkmada zorluk 
İsmi ile çağrılınca tepki vermemesi 
Ağızdan salya akması 
Verilen yiyeceği ağzına almaması ya da ağzına götürememesi

1 yaşındaki bebekte; 
Tutunarak yürüyememesi 
Parmak ucuna basarak yürüme

SP'ye yol açan nedenler

Doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrası nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

Doğum öncesi nedenler: 
Genetik durumlar 
Hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar (Rubella, herpes). 
Fetal anoksi (Bebeğin anne karnında oksijensiz kalması; beyin kanamasına neden olur.) 
Plasentanın gelişim bozukluğu ya da erken ayrılması 
Rh uyuşmazlığı (eritroblasis fetalis, hemolitik anemi, hiperbilurunemi) Metabolik hastalıklar (diabetes mellitus, hamilelik toksemisi)
Gelişimsel bozukluklar (vasküler ya da iskelet yapıda) 
Beslenme bozuklukları, sigara, alkol ya da madde bağımlılığı 
Annenin enzim veya L-Dopa tedavisi görmesi 
Akraba evlilikleri 
Annenin aldığı ilaçlar (Zorunlu hallerde, doktor kontrolü dışındakiler) 
Hamileliğin erken döneminde geçirilen tıbbi müdahaleler 



Doğum sırasında oluşan nedenler: 
Zor doğum (Anoksi), plasentanın erken ayrılması, plasenta previa, uzayan doğum. 
İlaç sedasyonuna bağlı asfiksi nedeniyle beyin kan damarlarında kompresyon ve yırtılma 
Prematüre (erken doğum), postmatüre (geç doğum) 
Kordon komplikasyonları 
Geliş anomalileri (makat doğum, ayaktan geliş) 
Forseps ya da vakumla doğum

Doğum sonrası (post-natal) nedenler: 
Düşük doğum kilosu 
Vasküler hadiseler ve intrakranial hemoraji 
Kafa travması 
Ensefelopati 
Toksik durumlar 
Kardiak arreste (kalp durmasına) bağlı anoksi 
Nöbetler (Konvülzyon, epilepsi) 
Tümör 
Viral ve bakteriyal beyin enfeksiyonları 
Sarılık (Hiperbilirunemi) 
Menenjit

SP'li çocuğun tedavi ve rehabilitasyonu

SP, tıbbi ve medikal yaklaşım(1) ve rehabilitasyon yaklaşımı(2) olarak iki yönlü ele alınmalıdır.

Tıbbi ve medikal yaklaşım:

Teşhisle başlar. SP teşhisi Pediatrik Nörolog başta olmak üzere, ilgili hekimler tarafından konulur. Teşhiste yardımcı olmak üzere EEG (Elektro Ensefalografi), EMG (Elektro Myografi), SEP (Somatosensoryel Evok Potansiyel), VEP (Visuel Evok Potansiyel), MR (Magnetik Rezonans) gibi ileri tetkiklerden yararlanılabilir.

SP'li hastada direk SP'ye yönelik etkin bir ilaç yoktur. Ancak hastalıkla seyreden konvülzyon (havaleler) ve epilepsi için yaygın şekilde ilaç kullanılmaktadır. Bunun yanında kaslardaki aşırı sertliği önlemek için de bazı ilaçlar kullanılmaktadır.

Rehabilitasyon yaklaşımları:

SP'li çocukta bir çok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin iyi bir şekilde tanımlanması çok önemlidir. Ancak bilimsel ve bilinçli yaklaşım SP'li çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. SP'li çocuğun klinik tablosu, SP'nin nedenine, lezyonun şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların olup olmadığına bağlı olarak çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılıklar içerir. SP'li çocuklarda görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programıyla sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar bir dizi sorun hesaba katılmak ve rehabilitasyonun alanı içine dahil edilmek zorundadır.

SP'li çocukta rehabilitasyonun amaçları:

Çocuklarda görülen hareket bozukluklarını en aza indirmek. 
Oluşabilecek kas-iskelet sistemi bozukluklarını önlemek, postür bozukluklarının oluşmasını engellemek 
Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız davranabilmeyi sağlamak 
Yardımcı araç, gereç ve cihazları belirlemek 
Eğer SP tablosuna eşlik eden, görme, işitme, konuşma ve zeka problemleri varsa bunların en aza indirilmesini sağlamak 
Aile eğitimi vermek ve SP'li çocuğun eğitimi konusunda aileye yol göstermek 
SP'li çocuğun yaşayacağı mekanların düzenlemesine yapmak

Rehabilitasyon Ekibi:

Fizik ve tedavi ve Rehabilitasyonun her alanında olduğu gibi, SP'li çocukların rehabilitasyonu da bir ekip tarafından yürütülür.

Bir SP rehabilitasyon ekibinde şu uzmanlar yer alır; 
Doktor (Pediatrik Nörolog, Ortopedist, Pediatrik Cerrah, Çocuk Psikiatristi, Beyin Cerrahı, Kulak Burun Boğaz Uzmanı.... Hastalığın klinik yapısına göre bunlardan biri ya da bir kaçı) 
Fizyoterapist 
İş-Meşguliyet Terapisti 
İşitme-Konuşma Terapisti 
Psikolog 
Çocuk Gelişim Uzmanı 
Odyolog 
Özel Eğitim Uzmanı

SP'li çocuklarda Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon asıl olarak Fizyoterapist, İş-Meşguliyet Terapisti ve İşitme-Konuşma Terapisti tarafından yürütülür. Yapılan bir çok araştırmaya göre SP tedavi ve rehabilitasyonunun 1 yaşından önceki dönemlerde başlamasının sonuç alınmasını kolaylaştırmaktadır.

SP rehabilitasyonuna erken dönemde başlanması SP'li çocukta anormal kas tonusunun düzenlenmesi, normal motor gelişimin sağlanmasını kolaylaştıracak kas yapısındaki bozukluk nedeniyle oluşabilecek postür bozukluğu önlenebilecek ve çocuğun fonksiyonel olarak bağımsızlığı sağlanacaktır.

SP'de rehabilitasyon programı; 
Egzersiz tedavisi Ortez (cihaz) uygulamaları 
Ev programı ve aile eğitimi 
El-göz koordinasyonu sağlanması 
Uygun yardımcı araç gerecin belirlenmesi 
İşitme-konuşma terapisi 
Yemek yeme, giyinme oyun aktiviteleri gibi aktivitelerin eğitimini içerir.

Tüm bu uygulamalar, özellikle egzersiz uygulamaları deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Bilinmesi gereken en önemli şey SP tedavi ve rehabilitasyonunun çok uzun süren bir süreç olduğudur. Bebeğin büyümesiyle birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder. Rehabilitasyon çocuk bağımsız (ya da en az bağımlılıkla) yaşama yetisini kazanana kadar devam etmelidir.

Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır; 
Egzersizler aile tarafından öğrenilmeli ve evde tekrar edilmelidir. 
Egzersizler çok uzun ve sıkıcı olmamalıdır. 
Oyun aktiviteleri ile birleştirilerek yaptırılmalıdır. 
SP'li çocuklarda mental ve duyusal engeller yüzünden genellikle yetersiz olan iletişim kurma yeteneğini arttırmak için sesli ve renkli oyuncaklar ya da objeler kullanılmalıdır. 
SP'li çocuğun kontrolü en az 3 ay aralıklarla, pediatrik nörolog, pediatrist, gerekirse ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarındaki hekimler, fizyoterapist, iş-meşguliyet terapisti, odyolog, çocuk gelişim uzmanı ve psikolog tarafından yapılmalıdır.

Normal çocuk gelişimi izlenerek, SP'li çocuğun bu gelişimi yakalaması için ailenin çaba göstermesi gerekir. Ancak SP'li bir çocuğun sınırlılıkları iyi bilinmeli, normal bir çocukla kıyaslanmamalıdır. Fakat SP'li çocukta gelişimi sağlayabilmek için de erken yaşlardan başlayarak dil ve sosyal gelişim üzerinde durulmalıdır. SP'li bebeklerin taşınması terapistin gösterdiği şekilde destekli ve çevre iletişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Oturma, emekleme, ayakta durma gibi motor gelişim aşamaları terapistin uygun gördüğü zamanlarda başlatılmalıdır. SP'li çocuğun beslenmesi sırasında uygun oturma ortezleri (yardımcı cihazlar) ve destekli sandalye kullanılmalıdır. SP'li çocuğun etkilenme tipine göre beslenme şekli ve tipi de değişecektir. Bu konuda bir diyetisyenden bilgi alınmalıdır. Beslenme sürece sıvı yiyeceklerden katı yiyeceklere doğru ilerlemeli, beslenme pozisyonları terapistten uygulamalı olarak öğrenilmelidir. SP'li çocuk mümkün olduğunca uygun bir kaşık ile beslenmelidir. Okul çağına gelen çocuklar fiziksel özürlerine rağmen özel bir eğitim kurumunda eğitime başlatılmalıdır. Zeka problemi, algılama problemi olan çocukların eğitimi için özel eğitim uzmanlarının yardımı şarttır. Yürümeye başlayacak SP'li çocuklarda ayakkabı ve gerekiyorsa yürüme cihazının tipine karar vermek önemlidir. Bu seçim fizyoterapist kontrolünde yapılmalıdır.

SP'li çocuklarda değişik psikolojik bozukluklar oluşabilir. Aile ve çevreyle uyumda zorlanan çocuklar için psikologlardan yardım alınmalıdır.

SP'li çocukların evde sürekli bakıcılar ya da ebeveynlerle kalmaları doğru değildir. Normal çocuklarla da iletişim kurabileceği ortamlar yaratılmalıdır. Havale (konvülzyon) geçiren çocuklar için muhakkak pediatrik nöroloğo başvurulmalıdır.

SP'li çocuklar da diğer çocuklar gibi bir çok ihtiyacı olan çocuklardır. Ayrıca çoğu SP'li çocuk diğer çocuklar gibi gelişebilir. SP'li çocuklar aşırı koruma altına alınmamalı ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat tanınmalıdır.

SP fiziksel bir özürdür. Az oranda zeka yetersizlikleri, görme, konuşma, işitme ve algı bozuklukları fiziksel özüre eşlik etse de ilerleyici değildir. Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirmek mümkündür.

Tüm çocuklara sağlıklı günler diliyorum. 
Yard. Doç. Dr. Mintaze Kerem, 
Fizyoterapist 
Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu Öğretim Üyesi