Hamilelikte sekizinci ay (sekiz aylık hamilelik)

14.12.2015


 7. ay9. ay 

 

 

Hamilelikte 8. ayda anne adayında ve bebekteki değişiklikler

28 ila 32. haftalar arasında, 8. ay içindeyiz. 8. aydayız şu anda. Artık yavaş yavaş, hatta 33. hafta diyelim. Yavaş yavaş değil, hızlı bir şekilde hamileliğiniz ilerliyor. 

Bir kere hamilelik ilerlediği için, artık hamilelikte karnın vücuda yaptığı baskılar neticesinde oluşan bazı şikayetler ortaya çıkmaya başladı.

Ne oluyor? Bir kere nerelere baskı yapıyor? Baskı yaptığı yerler arasında en önemli yer, sağ taraftan geçen ana toplardamar. Bu ana toplardamar vücudun bütün damarlarına, yani toplardamarlardan gelen kanı kalbe geri ileten sistem. Eğer bu baskıya uğrarsa o zaman neler oluşuyor? Bir kere öncelikle ayaklarda ödemler oluşabiliyor. Gerçi hamilelikte ödem oluşmayan bir durum yok ve ödem oluşmasını zaten biz bunu normal karşılıyoruz ama daha çok olabilir.

Varisler ortaya çıkabiliyor. Bacaklarda özellikle baldır kısmında böyle ince ince kılcal damarlar ortaya çıkmaya başlamışsa varis eğiliminiz var demektir. Bu tür durumlarda doktora danışarak varis çorabı kullanmanızda fayda var.

Onun dışında basur şikayetleri ortaya çıkabilir yine bu baskı nedeniyle. Ortaya çıktığı zaman yapılacak olan şey nedir? Bir kere kabızlık yaşamamak, ondan sonra eğer gerekirse de doktorun önerdiği ilaçları kullanmak. Eğer kanama yapmıyorsa, sadece basur kitlesi elinize geliyorsa bunun için ekstradan yapmanız gereken bir şey yok.

Yine basıya bağlı olarak tabii ki üst tarafta ortaya çıkan değişiklikler nelerdir? Bir kere bebek yukarıya doğru baskı yaptığı için kaburgada bir baskı hissedilebiliyor bebek hareket ettiği zaman.
 
İkincisi akciğerlere baskı yaptığı için nefes nefese kalma ve nefes daralması gibi şikayetlere sebep olabilir. Bunlar hep baskıya bağlı bebeğin basısına bağlı şeyler

Mide de yukarıya doğru itildiği için, mide ile yemek borusu arasındaki açı bozulduğu için, normalde yemek borusundan mideye doğru olan akış mideden yemek borusuna doğru olursa, reflü adı verilen mide yanması ortaya çıkar. Çünkü yemek borusuna asit değiyor. Normalde asit değmez yemek borusuna ama asit değmeye başladığı anda burada böyle bir yanma hissedilebilir. 

Bunu anne adaylarının çoğu, aslında günümüz anne adaylarının anneleri değil ama, artık çünkü çok eskidi bu bilgi, bebeğin saçlanmasına bağlarlar. Hiç alakası olan bir şey değil, bebeğin saçları ile midenin hiçbir alakası yok. O yüzden de “bebeğim saçlı olacak galiba” falan diye bir yorumda bulurlar, öyle bir şey yok, yani mide yanmasıyla bebeğin saçlanması arasında hiçbir bağlantı yok. 

Yine bası belirtilerinden devam edecek olursak, bu saydığımız belirtilerin çoğu az veya çok her anne adayında vardır. Eğer bunlar artarsa o zaman tabii ki tedaviye gerek var ve ileri incelemeye gerek var. 

Mesela normal olmayan belirtileri nelerdir: bir kere ellerde şişme ve yüzde şişme, ayaklardaki şişmeyi normal kabul ediyoruz ama ellerdeki ve yüzdeki şişmeyi o kadar normal kabul edemiyoruz, ileri inceleme gerektiren bir durum.

Bilek kanalı sıkışmasına bağlı olarak karpal tünel sendromu dediğimiz ve parmaklarda yanma şeklinde seyreden bir hastalık var, yine bu aşırı ödeme bağlı olarak, o bilek sinirin geçtiği kanalının sıkışmasına bağlı ortaya çıkan bir şeydir. Çözüm nedir? Elin şu pozisyonda atele alınması, bunu fizik tedavi uzmanı yapar, veya işte ödem çözücü tedavi uygulanması diyeceğiz ama öyle bir tedavi hiçbir zaman uygulayamıyoruz hamilelikte, neden? Ödem fizyolojik bir bulgudur, ödemi çözmeye yönelik girişimler gebelik fizyolojisini bozar.
 
Eskiden mesela ödem söktürücü ilaçlar veriliyormuş. Ama tabii ki bu hamilelik fizyolojisini bozduğu için günümüzde artık kullanılmıyor. Ödem söktürücü ilaçlar yerine sadece tuzu azaltmanızı öneriyoruz, tuzu çok az tüketmenizi öneriyoruz.

Bu dönemde anne adaylarının aklına gelen diğer bir soru da:  “Erken doğum mu yapacağım?” Erken doğum yapmanın bulguları nelerdir, öncelikle ondan bahsedelim: Bir kere erken doğum riski yüksek olan anne adayları kimlerdir? İkiz gebelik taşıyanlar, sürekli olarak daha 20. haftada başlayan kasılmaları olanlar, yani sürekli olarak bir şeyler oluyor, gerçi gerçek doğum sancısı değil ama, daha önce erken doğum yapmış olanlar ve rahim ağzında herhangi bir lezyon nedeniyle konizasyon dediğimiz veya LEEP dediğimiz bazı ameliyatlar geçirmiş olanlarda erken doğum riski yüksek olabilir. 

Onun dışında bu riski olmayan anne adayları da da erken doğum yapabilirler.
 
İki nedenle erken doğum olabilir:
1- kendisi başlayıp da sonuçlandığı için,
2- anne adayında veya bebekte herhangi bir hastalık olup, onun erken doğurtulup bir an önce çocuk doktoruna teslim edilmesi amacıyla bebeği doğmuş olur. 

Anne adayındakilere tipik örnek tansiyon yükselmesi, hipertansiyon ve buna bağlı gebelik zehirlenmesi, preeklampsi diyoruz buna.

Bebekte de gelişme geriliği veya işte sıvı azalması gibi bebeğin bir an önce rahim içindeki ortamdan çıkartılmasının gerekli olduğu durumlar. Bunlar doktor tarafından başlatılan erken doğum girişimleri.

Onun dışında kendi kendine erken doğum gelişimi başlayacağını anne adayı nasıl anlayabilir?

Karnında kasılmalar varsa ve bunlar düzenli olarak oluyorsa, 10 dakikada 3 adet kasılma, her biri 50 saniye süren, bunu nasıl anlar anne adayı: elini karnına koyduğu zaman elinin altında böyle o yumuşak olan karın yavaş yavaş böyle hareket etmeye başlar, yani elinin altında toplanıyor. Yavaş yavaş, yavaş bastırmak lazım karnınıza, o şekilde toplanıyor hissederseniz bu bir kasılmadır.

Kasılma eşittir erken doğum mudur? Hayır. Hazırlayıcı kasılmalar dediğimiz, Braxton-Hicks kasılmaları dediğimiz hazırlayıcı kasılmalar bu aylarda başlayabilir. 

Hazırlayıcı kasılmalarla erken doğum kasılmaları arasındaki fark şu: erken doğum kasılmalarında kural başlayıp bitmemesi, yani düzenli olarak girmeye devam etmesidir. Braxton-Hicks kasılması en çok çalışırken ve stres altındayken olur. Erken doğum kasılması ise herhangi bir zamanda yakalayabilir. 


Bu aradaki ayrımı eğer net olarak yapamıyorsa anne adayı, mutlaka doktora başvurmasında fayda var, erken doğumla ilgili, erken doğum riski ile ilgili şeylerin aydınlatması için mutlaka doktora başvurmak gerekiyor. 

Onun dışında anne adaylarının aklına gelen bir şey de bu haftalarda, bu ayda: doğum önü izni.

Doğum önü izni 32. haftada yani yedi buçuk aylıkta başlıyor. Doğum izni ve de doğuma kadar olan 8 haftalık süreyi kapsıyor. 32. haftada başlatılan doğum önü izni sonrasında 36. haftada doğum yaparsa anne adayı, sadece 4 hafta faydalanmış olabiliyor. Bu aslında kanunun bir eksikliği, giderilmeye çalışılıyor ama henüz aynen geçerli (güncel durum farklı olabilir!!). 32. haftada doğum önü iznini aldığınız zaman 36'da doğum yaparsanız 4 hafta izin kullanıyorsunuz. 

Doğum sonrasına aktarmak için 32. haftada açtırmak lazım doğum önü iznini ve de o doğum önü iznini açan doktora demek lazım, “ben 37'ye kadar çalışmak istiyorum” diye. O zaman o 5 haftalık süre doğum sonrasına aktarılabiliyor.

37. haftadan sonra çalışmak diye bir şey bir anne adayı için söz konusu olamaz. Hem kanunen çalışamaz, hem de çalışmaması lazım zaten. Yani 37 haftadan sonra zaten çalışmamalı.

Peki, “doğum önü iznini ertelemeli miyim, yani doğum sonrasına aktarmalı mıyım?” Cevabı: eğer tıbbi bir sorununuz yoksa aktarabilirsiniz. Ama şunu da düşünmeniz lazım, yani sonuçta bebeğin rahim içinde de beslenmeye ihtiyacı var ve özellikle istirahat dönemleriniz, eğer işiniz çok yoğunsa bence hiç aktarmamalısınız. 

İkiz gebelik taşınıyorsa zaten 2 hafta önceden izne çıkılıyor ve doğum sonrasına aktarmanın hiçbir mantığı yok çünkü ikiz gebelik zaten erken doğuma eğilimli bir gebelik şeklidir. O yüzden bu izin meselesini de şimdiden düşünmenizde fayda var ve de her iş yerinin farklı kuralları olabilir, işyerinizden bunun nasıl bir prosedür olduğunu öğrenmeniz lazım. Özel hastaneden alınan belge yeterli midir, bunu öğrenmeniz lazım. 

Devlet Hastanesine gidecekseniz bunu öğrenmeniz lazım yani bu konu bu ayda gündeminizde olmalı. 

Bebekte ne oluyor?

Bebek aynı şekilde hızlı bir şekilde kilo almaya başlıyor ve hareketleri bu haftadan itibaren farklılaşmaya başladı artık. 

Bir kere, bu ayın sonunda, doğsa da yaşama olasılığı yüksek olan bir birey, yani o artık aramıza katıldı, içerde olsa bile o artık bir canlı ve de görme fonksiyonları da tamamen tamamlanmış oluyor ve beyin fonksiyonları hızlı bir şekilde ilerliyor. 

Eksik olan ne? Akciğer. Akciğer gelişmesi eksik olduğu için bu ayda doğmuyor, yoksa normalde bizim vücudumuz niye 9 ay tutsun içerde bir bebeği, neden? Çünkü akciğer fonksiyonları genelde 36. haftadan, 8. aydan sonra olgunlaşmaya başlıyor.

Buradan hemen bir şey daha geri gidelim: “8 aylık doğan çocuk yaşamaz, 7 aylık doğan çocuk yaşar”, böyle bir mantık var bizim halk arasında, tabii bunlar giderek azalıyor yani günümüzde ama, o mantık geçerli olmayan bir mantık. Çünkü bebeğin erken doğduğu zaman yaşayabilmesi kilosu ile değil, haftası ile alakalı. Ne kadar ileride bir zamanda doğmuşsa akciğerleri olgunlaşmamış olsa bile akciğer olgunlaştırıcı ilaçlar verilerek yaşama olasılığı da artar. 7. ayda doğmuş bebeğin yaşama olasılığı, 8. ayda doğmuş bebeğe göre daha azdır, daha fazla değildir. Neden? 8 aylık bebek rahim içinde daha fazla olgunlaşmıştır.

Öyle bir mantık kuruluyor, işte buna göre bazı senaryolar üretiliyor, falan böyle bir şey kesinlikle yok yani. 

Rahim içindeki yaşam süresi ile bebeğin doğum sonrası sağlıklı yaşama olasılığı arasında direkt bir bağlantı var. Rahim içinde ne kadar uzun süre kalırsa, doğum sonrasında sorun yaşama olasılığı o kadar azalıyor. Bunları niye sağlıklı gebelikte bahsediyoruz. Çünkü bu ay konumuz erken doğum idi.

Onun dışında bebeğin hareketleri farklılaşmaya başladı demiştik. Neden? Çünkü artık beyin koordinasyonu, beyin içindeki birbiriyle iletişimli bölgelerde farklılaştığı ve olgunlaştığı için bebek daha bilinçli hareket yapar. 

Şimdi biz mesela niye hareket ederiz? Biz, bir ihtiyacımızı gidermek için hareket ederiz veya yatarken solumuza döneriz, ondan sonra aynı yerde yattığımız için sıkılırız ve sağımıza döneriz. Bebek te aynı hareketleri yapıyor ve bebek hıçkırma, özellikle hıçkırma hareketini çok fazla yapıyor. Neden? Amniyos sıvısını yutuyor, ondan sonra çok fazla yutmaya alışkın olmadığı için hıçkırık tutuyor. 

Solunum hareketlerini çok fazla yapıyor ve daha belki az hareket yapıyor izlenimi vermiş olabiliyor anne adayına bazen. 

Anne adayları bu dönemlerde hep böyle işte “bebeğimin hareketleri azaldı”, derler ama bebeğin hareket farklılaşmasıdır aslında bu, neden huyları yavaş yavaş değişmeye başlıyor çünkü, beyni olgunlaşmaya başlıyor.