Hamilelikte dokuzuncu ay (dokuz aylık hamilelik)

15.12.2015


 8. aySon ay 

 

 

Hamilelikte 9. ayda anne adayında ve bebekteki değişiklikler

9. aydayız, dokuzuncu ay son ay mı? Hayır bir ayımız daha var, çünkü 9 ay 10 gündür hamilelik süreci. Hafta olarak ifade edecek olursak eğer, 37. haftaya kadar uzanan süreç içerisindeyiz şu anda. 

Bu ayın sonunda artık bebek olgunlaşmış ve miyat adını verdiğimiz sürece girmiş olacak, yani miyadı dolmuş, miyadı tamamlanmış olacak, yani 38. haftayı geçmiş olacak.

Bu ayda anne adayında ne tür değişiklikler oluyor? Anne adayı tabii ki her zamanki olduğu gibi mekanik olarak bazı sorunlar yaşıyor olabilir, işte basur olabilir, varisleri artmış olabilir, mide yanması olabilir, kendini yorgun hissediyor olabilir, uykusuzluk söz konusu olabilir.

Uykusuzluk konusunu açacak olursak, bu ayda anne adaylarının %100'üne yakınında uykusuzluk vardır. Uykusuzluğun nedeni mide yanması olabilir, baskı olabilir kaburgalara doğru ama esas nedeni sizi doğum sonrasına hazırlamak aslında.
Çünkü bir insan durup dururken, 8 saat uyurken, bir gün sonra yani doğumdan sonra iki üç saatte bir emzirebilecek uyanıklıkta olmaz. İşte doğa bunun yolunu bu şekilde bulmuştur
ama günümüzde tabii ki anne adayları gündüz de çalıştıkları için, eskiden olsaydı mesela, çalışmayan bir anne adayı ne yapacaktı, öğle uykusuna yatacak, gün içinde uyuyacak-uyanacak, uyuyacak-uyanacaktı ve bu sürece çok güzel bir şekilde hazırlanacaktı. Ama maalesef günümüzde anne adaylarının birçoğu hamilelikte de çalışmak zorunda kaldıkları için, tabii ki bu süreci uykusuzluk şeklinde yaşamak zorunda kalıyorlar. 

Doğa sizi 2-3 saatte bir emzirmeye adaptasyon amacıyla uykusuz bırakıyor. Ama işte çalışanlar özellikle bunu uykusuzluk olarak algılıyor ve o yüzden de yorgun hissedebilirler kendilerini. Fırsat buldukça uyumanız lazım, yani anne adaylarının her fırsatta uyuması lazım, özellikle doğum sonrasında zaten her fırsatı yakalayıp, her fırsatta uyumakta fayda var ve şimdiden buna alışmak lazım. 

Anne adayları tarafında başka neler oluyor? Tabii ki artık doğum şekli konusunda giderek “ben nasıl doğum yapacağım, ne şekilde doğum yapacağım?” diye soru işaretleri artmaya başladı. 

Aslında bu soru işaretleri eskiden yoktu. Yani bir anne adayının aklına sezaryen gelmezdi bile, yani gelirdi ama sadece "acaba mı?" diye düşünürdü sadece, ama şimdi günümüzde “Sezaryen mi, Normal doğum mu?” sorusu annelerin kafasında olan bir soru. Yani aslında bu anne adaylarının kafasında olmaması gereken bir soru, bizim kafamızda olması gereken bir soru. Ama artık günümüzde her şey o kadar hızlı bir şekilde yayılıyor ki işte bir gün bir haber alıyorsunuz, “sezaryenle doğan bebeklerin IQ'su daha yüksek oluyor”, ertesi gün bir haber alıyorsunuz, “sezaryenler doğan bebekler astıma daha fazla yakalanıyor” hangisine inanacaksınız?
 
O yüzden doğum şekli konusunda anne adayının bir kere kafası karışmış durumda. Bunun çözümü nedir? Bunun çözümü, bir kere öncelikle normal doğuma gerçekten yönelmek lazım, çünkü normal doğumun birçok avantajı var.

Normal doğumun avantajları nedir? Bir kere bebekle ilgilenmek için çok daha fazla vaktiniz oluyor. İkincisi adı üzerinde normal doğum, doğa bu şekilde tercih etmiş, ve de toparlanma süreci çok daha kısa.
 
Fizyolojiye çok daha uygun. Ama eğer herhangi bir şekilde tıbbi bir durum söz konusuysa, ki bu durumlar çok fazla değildir ama, o zaman doktorunuzun önerdiği sezaryeni de mutlaka iyi bir şekilde ve de içinize sinecek bir şekilde kabul etmeniz lazım. 

Bazı nedenlerle gerçekten sezaryen zorunlu hale gelmiş olabilir. Nedir onlar mesela? 

Bebeğin yan durması: bebek yan durunca vajinal yoldan doğum mümkün değildir, dünyanın hiçbir yerinde olamaz böyle bir şey.

Eğer plasenta dediğimiz bebeği besleyen organ, doğum kanalını tıkamışsa normal doğum mümkün değil yani öyle bir şey söz konusu olamaz. 

Bebek çok aşırı iri ise, onun vajinal yoldan doğması mümkün ama anne adayında çok ciddi anlamda tahribatlar oluşturabilir, bebekte de doğum travması dediğimiz bazı sakatlığa kadar gidecek durumlar oluşabilir. 

Bunları zaten hiçbir kimse sorgulamaz, esas olay nerede çıkıyor? Şimdi anne adayı, bu arada bir de eski sezaryenli olmak da günümüzde artık bir sezaryen nedeni kabul edilebiliyor. Çünkü eskiden sezaryen olup da normal doğum yapmak isteyenlerde %50 sadece başarı sağlıyoruz, %50'sinde yine sezaryene geçmek zorunda kalıyoruz. 

Çoğul gebelik te günümüzde artık zorunlu sezaryen kategorisine girer gibi oldu. Neden? Çünkü çoğul gebeliklerin çoğu zaten tüp bebek gebeliği ve tüp bebek gebeliği olan anne adayların birçoğu 4-5 senelik zaten hamile kalamama döneminden geçtikten sonra “ben hiçbir şekilde o normal doğum sürecini çekemem, hiçbir risk almıyorum” diyebiliyorlar, aslında tabii ki eğer “risk almıyorum” diyecek olan bir kişi varsa o da doktor olmalı ama anne adayları da bu konuda görüş belirtiyor tabii ki. Ve çoğu işte hem doktorları tarafından hem de kendileri tarafından sezaryene yönlendiriliyorlar. 

Bazı durumlar var ki bu durumlarda “normal doğum yapsam mı yapmasam mı, bebeğin birazcık başı iri, bebek birazcık iri, doğum sancısı çekmek istemiyorum veya doğum aşırı sancılıymış”, bu tür durumlarda tabii ki kafa karışacaktır.

Bir kere doğum sancısıdır o, doğum ağrısı dememek lazım. Sancı demek lazım. Sancı farklı. Sancı bir kasılma, ağrı ise bildiğimiz ağrı.

Epidural dediğimiz bir yöntemle doğum sancılarını gidermek yüzde seksen anne adayında ve konforlu bir şekilde doğum yapmasını sağlamak mümkün. O yüzden de epiduralin iyi yapılabildiği bir hastane tercih etmek lazım.

Normal doğumda epidural uygulandığı zaman gayet başarılı bir şekilde doğum sancılarını hissetmeden doğum yapmanız mümkün. 

Onun dışında eğer korktuğunuz şey “vajinada genişleme olacak” gibi bir şeyse, eğer bebek ortalama olarak 3 buçuk kilo civarında doğacaksa, tabii ki doğum kesesi dediğimiz, epizyotomi dediğimiz o dikişli doğum dediğimiz olay olacaktır ama rahimde sarkma ve o bölgenin genişleme olasılığı çok yüksek değil. 

Onun dışında “ben doğuma yetişemem, acaba ne olur o zaman, ya takside doğurursam, ya yolda doğurursam”, günümüzde böyle bir şey hemen hemen mümkün değil. Her ne kadar trafik sıkışıklığı olsa bile, ilk doğumunu yaşayan, ilk gebeliğini yaşayan bir anne adayının hemen pat diye, yani sancılar başladıktan sonra doğurma olasılığı son derece az. Ama tabii ki doğum sayısı arttıkça bu olasılık ta artıyor, dikkat etmek lazım. 

Buradan çıkan sonuç şu: “Ben normal doğum mu yapayım, sezaryen mi yapayım” sorusunun cevabını doktorunuzla birlikte konuşmanız lazım. Aslında devlet hastanelerinde, eğitim kurumlarında falan böyle bir soru anne adaylarına sorulmuyor. Sorulmalı mı? Bence sorulmalı, yani her anne adayı kendisi ve bebeği hakkında doğum şekli konusunda karar verebilmeli.

Günümüzde zaten Amerika'da bile, yani Amerika'da bile diyorum, çünkü Amerika sezaryen oranlarının düşüklüğü ile övünen bir ülkedir. Orada bile anne adayı dediği zaman “ben normal doğum yapmak istemiyorum” diye doktorların öyle karşı çıkmak gibi bir yetkisi yok. Ama sorun şu: anne adayının ağzından böyle bir cümle çıkmıyor. Neden? Çünkü orada normal doğum, adı üzerinde normal doğum. Orada anne adaylarının kafası karışmıyor. Çünkü “ben normal doğum yapmak istiyorum” diye arkadaşlarının arasına çıktığı zaman arkadaşları: “Nasıl olur böyle bir şey, hepimiz sezeryanla doğum yaptık” falan diye bir şey söylenmiyor. Neden? Çünkü onlar zamanında bu tartışmayı yapmışlar, bundan 30 sene önce “Normal doğum mu Sezeryan mı?” ,ve de anne adayı kafasında bu soruyu artık çözmüş.

Anne adayının ağzından eğer “normal doğum yapmak istemiyorum” cümlesi çıkıyorsa, o zaman tabii ki bizim işimiz de zor. Biz de size normal doğum önerdiğimiz zaman normal doğum yaptıktan sonra “keşke yapmasaydım” diyebiliyorsunuz. Veya “sezeryanla doğum yapsaydım”, diyerek diğer arkadaşlarınızla karşılaştırıp üzülebiliyorsunuz, “diğer arkadaşım ne güzel toparlandı ben toparlanamadım” falan denebiliyor. 

Bunların hepsinin ortak noktası: şu anda kafa karışmış durumda anne adayları arasında. Ama bu karışıklık tabii ki ne zaman çözülecek? Bizden bir sonraki jenerasyon çözecek büyük ihtimalle. Günümüzde artık anne adayları doktorları ile birlikte doğum şekline karar vermeliler. 

Anne adayı tarafında durum bu, bebek tarafında peki? Bebek te tabii ki heyecanlı bir şekilde doğmayı bekliyordur muhtemelen. Çünkü rahim içi de sonuçta bir yaşam biçimi, biz bilemiyoruz tabii ki.

Size önerimiz en keyifli olan bugünleri işte eşinizle birlikte bebek odasını seçeceğiniz, ondan sonra işte doğum çantanızı hazırlayacağınız ve de güzel bebeğin hayalini kuracağınız dönemi iyi bir şekilde değerlendirmeniz.

Stres ve kaygı gibi şeyler olabilir. Tabii ki heyecan zaten doğal bir şey ama korku, stres, kaygı bunlar normal değil 

Bunlar aşılabilecek olan şeyler, size önerimiz doğru kaynaktan bilgi alıp sizi korkutmaya çalışan size olumsuzluk aşılayan insanlardan kaçmak, tümüyle kaçmak. Çünkü bu insanlar sizin yanınızda dostunuz gibi görünebilir ama bebek doğduktan sonra da size bazı şeyler yapmaya çalışacaklar ,işte “bebeğe şöyle yap, bebeğe şöyle yapma, şunu şöyle yapma, bebeğe şu aşıyı yaptır, şu aşıyı yaptırma, bununla besle, bununla besleme” 

İyi hissettirecek olan insanlarla birlikte olmak bu açıdan çok önemli. Sizin şu anda en hassas olduğunuz dönemde sizin yanınızda olacak olan kişi sizi korkutmak değil, sizi moralman güçlü kılacak biri olmalı.