Hamilelikte beşinci ay (beş aylık hamilelik)

15.12.2015


 4. ay6. ay 

 

 

Hamilelikte 5. ayda anne adayında ve bebekteki değişiklikler

5. aya gelmiş durumdayız. Hafta olarak ifade edecek olursak, 17 ile 21. haftalar arasına aşağı yukarı tekabül ediyor. Tabii ki haftaları tam olarak hesaplayamıyoruz, ama hesaplamaya da gerek yok.

5 ay içerisindeyiz. Neler oluyor? Bir kere anne adayı çok sevinçli. Neden? Bebeğinin sağlıklı olduğunu ultrasonda sürekli olarak doktorundan teyit edilecek şekilde öğreniyor. Ultrasonda kendisi de görebiliyor her şeyden önce. 

Günümüzde artık ultrasonografi çok güzel bir şekilde uygulanabildiği için, bebeğe ait net görüntüler verdiği için, anne adayları biz söylemesek bile mesela “Ne güzel bak kalbi atıyor”, işte “parmakları ne kadar güzel” işte “yüzü ne kadar güzel” gibi ifadelerde bulunuyorlar. Eskiden böyle imkanlar yoktu, çünkü ultrasonografi sadece doktorun bile zor yorumlayabildiği bir şeydi. Artık günümüzde üç boyutlu ultrason veya 4 boyutlu ultrason, daha sonra anlatacağız onu, teknoloji ilerliyor. 

Anne adayı çok sevinçli, çünkü artık o ilk aylarda oluşan belirtiler de azalmaya başladı. Anne adayının şu anda beklediği en önemli şey, “bebek hareketlerini ne zaman hissedeceğim?”

Bebek hareketlerini anne adayı genelde bu ayın sonuna doğru hissetmeye başlayacaktır. Ortalama olarak ilk hamileliğinizi yaşıyorsanız 19 ila 20. haftalarda, yani bu ayın sonunda, eğer daha önce hamilelik yaşadıysanız, çok daha erken bir dönemde hissedebilirsiniz. 

Bu dönemin başında, bu ayın başında anne adayları, “Aa bir şeyler hissettim, içimde bir şey kıpırdadı” deseler bile, bu bebek hareketi olabilir de, olmayadabilir. Ama bebek hareketi olduğunu düşünseniz bile bir tutarlılık beklemeyin lütfen. Çünkü bebek daha kasları çok güçlü olmadığı için size, sizin anlayabileceğiniz, sizin hissedebileceğiniz şekilde bir hareket, kendisi hareket etse bile, duyuramayabilir, her zaman duyuramayabilir. O yüzden tutarlı, istikrarlı bir şekilde bebek hareketleri hissetmeyebilirsiniz  bu dönemde, o yüzden endişelenmeyin, “bugün hissetmiştim, yarın yok” falan gibi şeyler hissederseniz eğer korkmayın, zamanla bu ayın sonundan itibaren artık bunlar düzenli olarak hissedilmeye başlanacaktır. 

Anne adayı bir de bu dönemde diğer arkadaşlarıyla kendini karşılaştırdığında bir farklılık fark edebilir: “Benim karnım niye daha büyük?”, veya “benim karnım niye daha küçük?” Çoğu aslında yan yana gelirler bakarlar işte, “bak ne kadar güzel, seninki de büyümüş” falan. Bu dönemde anne adaylarının karın büyüklüğü birbirinden çok farklı olabilir. Halk arasında bunu bebeğin cinsiyetine bağlamaya çalışanlar olsa dahi biz bunu tabii ki anatomik farklılıklara bağlıyoruz. Nedir bu anatomik farklılık? Herkesin halk arasında iç karın denen, yani karın boşluğu denen bölgesi farklıdır. Bebeğin yatış pozisyonu farklıdır. O yüzden de “benim karnım niye küçük kaldı” diye endişelenen anne adayı ultrasona girdiği zaman bakacak ki haftası gayet uyumlu veya “benim karnım kocaman, acaba ikiz olabilir miyim” diye ultrasona girince bakacak ikiz değil, hayır tek, ölçümleri de aynı, işte farklılığı yaratan bu. Anne adayı tarafında olan değişiklikler bunlar. 

Bebek tarafına gelecek olursak eğer, bir kere 16. 17. haftaya gelmiş bir bebek artık muazzam bir şekilde bütün organları oluşmuştur, hareketlidir.

Bu hareketlerin amacı nedir ve ne gibi hareketler yapabilir? Bütün kaslarını, yani bizim kendimizin hareket ettirebildiği bütün kaslarını hareket ettirebilir ve de bunun neticesinde ultrasonda bakıldığı zaman ağız açıp kapama, dil çıkarma, ondan sonra, yumruk yapma ve bunu açma, kolları ve bacakları yanlara doğru vurma hareketleri, bunların hepsini yapabilir. Solunum hareketleri dahi bu dönemde görülebilir.

Bunların amacı nedir? Kas dokusunun bir özelliği vardır. Kas dokusu oluştuğu anda her gün düzenli olarak kullanılmalıdır. Eğer kullanılmazsa erir ve bebek düzenli olarak o kaslarını hareket ettirmek zorunda ve geliştirmek zorundadır. Çünkü doğum sonrasında emme refleksi, nefes alma, ondan sonra işte kendini koruma refleksleri, birçok refleks var ve bu refleksler bu kas faaliyeti sayesinde oluşuyor. O yüzden de rahim içinde düzenli olarak bunların antrenmanının yapılması lazım. 

Şimdi bu döneme geldikten sonra bebeğin sağlığı ile ilgili olarak 2. teste geçiyoruz artık. İkinci testin adı da da üçlü test. Üçlü teste bazen bir parametre daha eklenerek dörtlü test te yapılabiliyor. Ama genelde yapılan üçlü test şeklinde.

(günümüzde artık üçlü test yerine daha çok dörtlü test yapılmaktadır). 

Üçlü test nedir? İkili testin bir devamı şeklinde uygulanabilir. Bazı doktorlar ikili test yapar ve üçlü test uygulamaz, bazı doktorlar hem ikili test yapar, hem de üçlütest yapar. Aslında üçlü testin amacı aynı, yine Down Sendromu olasılığını belirlemek.
 
Down Sendromu bir kromozom bozukluğu, bu amaçla anne adayından alınan kanda, ultrason ölçümleri hesaba katılmıyor üçlü testte bunu söyleyeyim bu arada, o yüzden hassasiyeti ikili teste göre daha düşük, anne adayından alınan kanda 3 tane ayrı madde bakılıyor ve bunlar bilgisayara anne adayının yaşı ile birlikte giriliyor ve anne adayının eline verilen raporda “Down Sendromu olasılığı şudur” deniyor. Mesela örnek verecek olursak 1/3000 çıktı diyelim, bir bölü 3000 demek, aynen ikili testte anlattığımız gibi, aynı bebek ölçülerine sahip, aynı yaşta olan 3000 tane anne adayından bir tanesi sadece Down sendromlu bebek taşıyor demek. Şimdi o 3000 taneden bir tanesinde acaba kim taşıyor? Onun cevabını vermek için 3000 kişiye birden amniyosentez yapmak lazım ve de bu 3000 kişiye amniyosentez yaptığımız zaman, bunlar arasında sağlıklı olup da sadece amniyosentez yapıldığı için bebeğini kaybedenler olacaktır. Bu riski almaya değmeyeceği için biz kendimize koyduğumuz kurala göre, eğer Down Sendromu olasılığı 1/250 veya daha aşağısı çıkıyorsa, 249 248 gibi, o zaman amniyosentez öneriyoruz, riski yüksek çıktığı için, ama onun dışında çıkanlara önermiyoruz.

O yüzden amniyosentez, bir de şunu da belirtmek lazım, üçlü testte risk yüksek çıktı eşittir bebekte hastalık var anlamına gelmiyor. Diyelim ki 1/220 çıktı olasılığınız. Bu ne anlama geliyor?

Dünya üzerinde sizin gibi 220 tane anne adayından, o haftada o kan sonuçlarına sahip sadece bir tanesi Down Sendromlu bebek taşıyor, yani olasılık 220'de 1. Bunun anlamı bu.

Üçlü test, ikili test gibi kan testleri hiçbir zaman sonuç vermez, yani net sonuç vermez, sadece bizi yönlendirir, amniyosentez yapalım mı yapmayalım mı diye.

Aslında bu videoyu 10 sene sonra seyrettiğimizde bakacağız ve göreceğiz ki amniyosentezle uğraşılıyormuş, işte o zamanlar demek ki amniyosentezde düşük riski varmış diye, şu anda yeni gelişen bir teknolojiye göre anne adayından alınan kanda bebeğin kromozomları artık bakılabilecek bundan 5 sene ile 10 sene sonrasında, şu anda deneyleri yapılmaya başlandı . Bunun rutine girmesini engelleyen şey nedir? Bir kere maliyeti çok yüksek olması. İkincisi testin henüz daha kromozom bakarken acaba bu annenin kendisinin kromozomu mu yoksa taşıdığı bebeğin kromozomu mu, veya daha önceden taşıdığı bebeklerden bir tanesine ait bir kalıntı mı. Bunun ayrımını net olarak yapamadığı için rutine girmemiş bir test şu anda.

Ama 10 sene sonra hepimiz beraber göreceğiz. Anne adayından nasıl kan sayımı ve kan grubu bakılması için kan alınıyorsa, bir test yapılacak ve denecek ki, “bebekte Down Sendromu yok”, yani üçlü test gibi işte 1/200 1/500, 1/5000'lik falan gibi şeylerle uğraşmayacağız. Tabii ki bu da teknoloji ile alakalı bir şey.

(bu videonun ilk yayınlanma tarihi 2007 yılıdır. güncel durum için fetal DNA testi konusuna bakınız)

Böylece bu ayın sonuna gelmiş oluyoruz.