Hamilelikte altıncı ay (altı aylık hamilelik)

14.12.2015


 5. ay7. ay 

 

 

Hamilelikte 6. ayda anne adayında ve bebekteki değişiklikler

Hamileliğin altıncı ayına çok çabuk bir şekilde geliverdik. Anne adayları genelde bu videoları seyrederken birinci ayda olsalar bile bir başladılar mı, sonuna kadar seyrederler. Aslında bu bir anlamda çok iyi bir şey, çünkü biz bunları söylerken, mesela bazı anne adaylarında bazı değişiklikler daha önce ortaya çıkabiliyor. Bir ay öncesinde ortaya çıkabiliyor veya ona bir ay öncesinde söylenmiş olabiliyor. 

Mesela ikili testte biz işte belli bir ayda anlattık ama, o ikili test belki ona daha sonra yapılmış olacak veya işte üçlü test daha erken yapılmış olacak gibi. 

Altıncı aya gelmiş durumdayız. Hangi haftalar arasındayız. 20 ile 24. haftalar arasında kabaca tabii ki hafta olarak. 

Ne oluyor? Bir kere anne adayı artık hamileliği yarılamış oluyor. Yani 40 haftalık, 9 ay 10 günlük sürecin yarısına gelmiş oluyor. Tabii ki oldukça sevinçli ve bu ayın başından itibaren sonuna doğru uzanan süreçte bebek hareketlerini giderek artan bir şekilde hissetmeye başlayacak. Hatta bu ayın sonunda baba adayı da yavaş yavaş artık anne adayının karnına dokunduğu zaman bebeğinin hareketlerini hissetmeye başlayacak, tabii ki o da mutlu olacak. 

Baba adayı kavramından bu aya kadar niye bahsetmedik, onu da söyleyelim: Baba adayı işin içine katılıyor, katılmak istiyor, ama onun yapabildiği şey, yani baba adayının yapabildiği şey daha çok işte anne adayının ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak fiziksel anlamda, ruhsal anlamda da bir anlamda işte “ben ne yapabilirim acaba, ne yaparım da işte ona destek olurum” diye düşünüyor.

Bunun cevabı nedir? Baba adayı ne yapabilir? Baba adayının yapabileceği şey, bir kere öncelikle en önemli şeylerden bir tanesi: Biz kendi bakış açımızdan söyleyecek olursak, mutlaka bütün hamilelik muayenelerine anne adayı ile birlikte gitmeli, yani o sevinci onunla birlikte paylaşmalı.

Biz doktor olarak anne adayı kendi başına geldiği zaman bir eksiklik hissediyoruz. Çünkü baba adayının da ona katılmasını istiyoruz. Baba adayı çoğu zaman “ben ne işe yarayacağım” diyor ama öyle değil tabii ki, yani rahim içinde bebeğin ruhsal olgunlaşması, anne adayının ve baba adayının birbiriyle olan iletişimiyle çok alakalı bir şey, çünkü bebeğin artık beyni yavaş yavaş gelişmeye başlıyor ve hafızası depolamaya başlıyor. 

Anne adayı ile baba adayının iletişimi ne kadar iyi olursa, anne adayı o kadar mutlu oluyor. Anne adayının mutluluğunun en önemli şeylerinden bir tanesi tabii ki karşılıklı iletişim. O yüzden de anne adayını mutlu edecek olan şeyler mutlaka bebeği de mutlu ediyor. Çünkü mutluluğun anahtarı nerede hormonlarda. Anne adayı kendisini mutlu edecek hormonlar kanında yüksek miktarlarda olunca bunlar bebeğe de geçiyor, aynı şekilde mutlu oluyor ve anne adayları bunu söylerler zaten: işte “ben belli bir hareket yaptığım zaman, belli bir şey yediğim zaman, belli bir şey seyrettiğim zaman, belli bir şey dinlediğim zaman bebek daha hareketli oluyor” diyor mesela. Bunun anlamı nedir? Bebek ondan mutlu oluyor, yani tabii ki hareketli olur derken, mesela korku filmi önermiyoruz. Tabii korku filmi seyrederken de hareket ediyorlar ama anne adayları bunun arasındaki farkı biliyorlar. Mesela korkuya bağlı bir hareketlenme ve çırpınmayla, mutluluğa bağlı bir hareketlenme ve çırpınmayı çok iyi bir şekilde ayırt edebilirler ve ona göre davranmalılar. 

Bebeklerin mutluluğunu henüz daha rahim içindeyken düşünmekte fayda var. Bu arada önceki aylarda söylemediğimiz bir şeyi şimdi söyleyelim: Bebeğin duyusal gelişimi, hangi duyuları ne zaman gelişiyor: tat alma duyusu, dokunma duyusu ve de koku alma duyusu ilk 10 haftalık, hatta ilk 12 haftalık dönemde birden gelişivermiş oluyor, yani bebek tadını almaya başlıyor amniyon sıvısının, kokusunu yavaş yavaş duymaya başlıyor ve de etrafını dokunarak algılamaya başlıyor ilk 3 aylık dönemde.
 
Kulak kemikleri ve de işitme duyusunu oluşturan diğer elemanlar 16. haftada başlıyor ve bu ayın sonunda olgunlaşmasını tamamlamış oluyor. Yani bu ayın sonuna geldiği zaman bebek artık duymaya başlıyor. Bunların tabii ki arasındaki ayrımı yapabiliyor mu? Hayır, ama en azından duymaya başladığı için çok aşırı yüksek seslerden uzak durmakta fayda var, çünkü ilk işitmeye başladığı zaman duyduğu seslerin daha hafif sesler olması lazım.

Eğer bebeğimize müzik dinleteceksek o zaman kendimizi mutlu edecek hafif müzikler dinletmeliyiz, beyin geliştirici müzik diye bir şey yok ama hakikaten de yani bebeği sakinleştirici müzik diye bir şey var, mesela anne adaylarının bazıları şunu söylerler: “Ben bebeğim rahim içindeyken dinlediğim müziğin aynısını doğduktan sonra dinlediğim zaman mesela sakinleşmesini sağlayabiliyorum”  Aslında böyle bir şeyi şimdiden yapmanızda fayda var, kendinizi mutlu eden sakin müzikler dinlemeye çalışın. 

Anne adayı tarafında olan değişiklikler daha çok bebekle artık karışmaya başladı çünkü anne ile bebek artık bir bütün haline gelmeye başladı. 

Ama artık bu aydan itibaren bebekte ne oluyor dersek eğer: Bebekte bir kere organlar gelişmeye devam ediyor, işte işitme duyusu gelişiyor dedik, görme duyusu ne zaman gelişecek? Görme ile ilgili organlar 32. haftada olgunlaşacak ve görme, yani ışığı algılama o zaman başlayacak, bebekte oluşan şeyler genelde organ gelişiminin tamamlanması, organların büyümesi yönünde, bebek kilo alıyor boyu uzuyor bu şekilde. 

Ultrasonda boy deyince hemen aklımıza gelen bir şeyi söyleyelim: ultrasonografi boy ölçüm yapmaz, kilo ölçümü yaparken de verdiği kilo artı eksi 100'de 10 hata payı olan bir kilodur ve her anne adayı farklıdır, mesela aynı haftalarda olan anne adayları birbirleriyle doktor sonuçlarını karşılaştırma eğilimindedir ve bakarlar: “aa benim bebeğim işte şu anda 800 gram, seninki ise 650 gram, benim bebeğim acaba çok mu iri veya benim bebeğim çok mu ufak”? Hayır. Artı eksi yüzde 10 hata payı var bir, bir de her ayın sonunda kilo alımını karşılaştırdığımız zaman, her bebek aynı değildir. Bir bebek doğacaktır 2800, bir bebek doğacaktır 3800. İşte aradaki farklılık artık bu haftadan itibaren belirginleşmeye başladı. Çünkü 20. haftaya kadar bütün ırklar, bütün coğrafi farklılıklar göz ardı edilerek bütün bebekler aynı boydadır. Yani 8 haftalık bir Japon bebeği ile 8 haftalık bir İskandinav bebeği aynı boydadır. Ama ırksal özellikler devreye girmeye başladığı andan itibaren, 20. haftadan sonra, tabii ki bedensel ve kendine ait özellikler de, babanın doğum kilosu, annenin doğum kilosu gibi özellikler devreye girmeye başladıktan sonra, 20. haftadan sonra bebekler arasındaki farklılıklar giderek açılmaya başlıyor. O yüzden artık kilo karşılaştırması yapmanın bir anlamı yok, ama alt sınırın altına düştüğü zaman veya üst sınırın üstüne çıktığı zaman zaten doktor bunu söyleyecektir, bebek ufak veya bebek iri diye.