Doğum sonrası lohusalık döneminde ortaya çıkabilen sorunlar

Lohusalık döneminde ortaya çıkabilen normal dışı durumlar

Lohusalık döneminde çeşitli nedenlerle doktor müdahalesi gerektiren normaldışı durumlar ortaya çıkabilir. Özellikle ilk saatlerde ani kanamalar ortaya çıkabileceğinden, annenin doğum sonrasında belli bir süre hastane şartlarında doktor gözetiminde tutulması gerekir. Bu gözetim belli aralıklarla tansiyon ölçümü, nabız ölçümü, kanama kontrolü ve genel durum değerlendirilmesi şeklinde olur.

Doğum sonrası gözetim süresini etkileyen temel etken doğum şeklidir. Hamilelik veya doğum esnasında normaldışı bir durum gözlenmemiş olmak şartıyla normal vajinal doğum yapmış bir annenin gözetim süresi 12-24 saat, sezaryenle doğum yapmış bir annenin gözetim süresi ise 48-72 saattir. Bu süre sonunda kendini iyi hisseden, ağrı şikayeti olmayan, dikiş yerlerinde sorunu olmayan, idrarını normal olarak yapmış ve bağırsak sorunları olmayan anne, çocuk doktorundan da taburcu edilebilme onayını aldıktan sonra bebeğiyle birlikte evine gidebilir.

Hastaneden taburcu olduktan sonra evde devam eden lohusalık sürecinde her geçen gün normaldışı bir durum yaşanma olasılığı giderek azalır. Her annenin bu dönemde lohusalıkta tehlike belirtileri konusunda duyarlı olması ve listede yeralan sorunlardan birini yaşadığında mutlaka doktoruna haber vermesi gerekir.

Lohusalığın en erken dönemlerinde ortaya çıkabilen normaldışı durumlar

Kanama

Her ne kadar doğum sonrasında rahim etkin kasılmalarla toparlanmaya başlayıp kanamayı durdursa da, çeşitli nedenlere bağlı olarak annede bazen hayati tehlikeye neden olabilen vajinal kanamalar ortaya çıkabilir.

Lohusalığın ilk saatlerinde görülen bu kanamalar genellikle rahimin kasılamamasına veya doğum kanalında yırtıklar oluşmasına bağlı olarak ortaya çıkarlar.

Rahimin kasılamamasına bağlı erken lohusalık dönemi kanamaları

Atoni ("kasılamama") adı da verilen bu kanama, rahim kaslarının yetersiz kasılması veya hiç kasılamaması nedeniyle ortaya çıkar. Normalde rahim kaslarının lifleri arasında bulunan atardamarların plasenta çıktıktan sonra açıkta kalan uçları rahim kasılmalarıyla büzülerek kanamanın kısa zamanda etkin bir şekilde durmasını sağlar.

Çeşitli nedenlerle bu rahim kasılmaları olmadığında veya zayıf olduğunda açıktaki atardamar uçlarından dışarıya kanama olur. Kanamanın şiddeti rahimin kasılamamasının şiddetiyle ilgilidir. Bazı durumlarda rahim hiç kasılmadığında dakikalar içinde anne hayatını ciddi bir şekilde tehlikeye sokan kanamalar meydana gelir.

Kasılamamaya bağlı kanamalar genelde doğum sonrası ilk saatlerde ortaya çıkar ve alınan bazı önlemlerle sıklıkla kontrol altına alınırlar. Atoni hem sezaryen sonrasında, hem de vajinal doğum sonrasında ortaya çıkabilen bir durumdur.

Atoni riskini artıran durumlar

Atoni her annede meydana gelebilmesine karşın, özellikle daha önceki doğumlarında atoni sorunu yaşamış olanlarda, çok sayıda doğum yapmış olanlarda, çoğul gebelik sonrasında, suni sancının uzun süre uygulanması sonrasında, doğum eylemi uzun veya kısa sürenlerde daha sık görülür.

Bazı durumlarda erken dönemdeki kanama plasentanın bir parçasının içeride kalmasına bağlı ortaya çıkar. Bu durum, doğum sonrası çıkan plasentanın doktor tarafından dikkatlice incelenmesi ve eksik olan bir parçasının olduğunun gözlenmesiyle farkedilebilir. Ender durumlarda ise plasentanın tümüyle ayrıldığı doktor tarafından yapılan bu incelemede saptanmış olsa da, aksesuar plasenta adı verilen durumda, "esas plasenta" tümüyle çıkmış olmasına karşın, içeride kalan küçük bir aksesuar plasenta kanamanın devam etmesine neden olabilir.

Ender durumlarda atoni, tümüyle normal seyreden ve yukarıdaki risk faktörlerinden hiç birinin olmadığı bir doğum sonrasında da ortaya çıkabilir.

Atoni tedavisi

Atoni acil bir durumdur ve hastane şartlarında tedavi edilmesi gerekir. Esasen, evde doğumun doktorlar tarafından sakıncalı görülmesinin temel nedeni her annede atoni riskinin olmasıdır.

Atoni durumunda öncelikle doktor tarafından bir elle karından, diğer elle vajina içinden rahime masaj yapılarak rahim kasılmaya sevkedilir. Bu aşamada damar yolu ile, ağızdan ve vajinal ve rektal yolla (makattan) rahim kasılmasını sağlayan prostaglandin maddesi ve diğer bazı maddeler içeren çeşitli ilaçlar verilir.

Bu müdahalelere cevap vermeyen kanamada rahim içinde muhtemel bir plasenta parçası veya aksesuar plasenta varlığını araştırmak ve bunları rahim içinden temizlemek için kürtaj uygulanır. Uygulanan bu kürtajın ayrıca rahimi direkt kasılmaya sevkedici özellikleri de vardır.

Atoni kanamalarının çok büyük kısmı atılan bu adımlarla hafifler veya tümüyle durur.

Yukarıdaki müdahalelere cevap vermeyen atoni kanamalarında artık cerrahi müdahale zamanı gelmiştir. Acil hazırlıklar yapılarak ve gerekli durumlarda kan nakline de başlanarak ameliyatla karından rahime ulaşılır. Ameliyat esnasında çeşitli damarların bağlanmasından, kanama kaynağı olan rahimin alınmasına kadar varabilen çeşitli yöntemlerle kanama kontrol altına alınır. Hiç bir tedaviye cevap vermeyen atoni kanamalarında rahimin alınması hayat kurtarıcıdır ve uygulanır.

Doğum kanalı yırtıklarına bağlı erken lohusalık dönemi kanamaları

Doğum kanalında oluşan derin yırtıklar bazı durumlarda ciddi kanama nedeni olabilir. Doğum eyleminin idaresinin iyi yapılması ve gerekli durumlarda uygun bir doğum kesisi yapılması bu tür yırtıkların ortaya çıkmaması için atılan adımlardır. Ancak her türlü önleme rağmen her anne adayında doğum sonrası ciddi yırtıklar meydana gelebilir.

Doğum kanalı yırtıkları çoğunlukla vajinal doğumda meydana gelmelerine karşın, vajinal doğumla başlayan ve sezaryen ile sonuçlanan doğumlarda sezaryen işlemi esnasında bebeğin rahimden dışarı çıkarılması aşamasında da meydana gelebilirler. Bu duruma özellikle rahim ağzı tam açık olduğu durumlarda yapılan sezaryen ameliyatlarında rastlanır.

İri bebek doğumunda, vakum ve forseps kullanılarak gerçekleştirilen doğumlarda, uzun süren doğum eylemi sonrası gerçekleşen doğumlarda, acele ve gereksiz müdahalelerin yapıldığı doğumlarda (rahim ağzının henüz tam açık olmamasına rağmen veya bebeğin başının tam olarak inmemiş olmasına rağmen anne adayının karnına aşırı ve tekrarlayıcı bir şekilde bastırılarak gerçekleştirilen doğumlarda olduğu gibi), bebeğin başının çıkması aşamasında doğuma yardım eden kişinin perineyi koruyan müdahaleleri yapamaması durumunda doğum sonrasında doğum kanalında şiddetli kanamalara neden olan yırtıklar oluşabilir. Bu yırtıklar genellikle açıkta kalan ve farkedilmemiş damar uçlarından kanamalara neden olur.

Doğum sonrası kanamalarda yapılan değerlendirmede atoni olmadığı belirlendiğinde en muhtemel neden doğum kanalı yırtıklarına bağlı kanamadır. Bu durumda gerekli görüldüğünde anneye genel anestezi verilir ve doğum kanalı vajina girişinden rahimağzına kadar olan bölgede dikkatli bir şekilde muhtemel yırtıklar açısından incelenir. Saptanan yırtıklar dikilerek kanama durdurulur.

Erken lohusalık döneminde kanamaya neden olabilen diğer durumlar

Hamilelik döneminde ortaya çıkan çeşitli normaldışı durumlar (HELLP sendromu, preeklampsi, plasentanın erken ayrılması gibi) annenin kanamayı durdurucu ve pıhtılaşmayı sağlayıcı sistemlerini zayıflatmış veya tümüyle etkisiz hale getirmiş olabilir. Bu durumlar da annede doğum sonrası kanama ortaya çıkmasına neden olabilirler.

Bazı durumlarda ise annede doğumsal olarak var olan veya çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmış başka kan hastalıkları annenin kanamayı durdurucu ve pıhtılaşmayı sağlayıcı sistemlerini etkilemiş olabilir ve bu da doğum sonrası kanamanın ender bir nedeni olarak ortaya çıkabilir.

Gizli kanama

Bazı durumlarda anne adayının doğum sonrası takibinde kanamaya işaret eden klinik ve laboratuvar bulguları olmasına karşın (tansiyon düşmesi nabız hızlanması, kan sayımında düşme saptanması gibi) annede dışarıdan gözlenen bir kanama bulunamaz. Bu durumlarda gizli kanama söz konusu olabilir.

Gizli kanamanın en sık görülen nedeni normal vajinal doğum sonrası doğum kesisinin tamiri esnasında farkedilmeyen bir atardamarın kanamaya devam etmesi veya tamir işlemi sonrasında açılarak kanamaya başlamasıdır. Kanama bu durumda dışarı değil, dikişler tarafından sınırlanan bölge içine olur. Burada hapsolan kanamanın etkisiyle belli bir süre sonra kanama durabilmesine karşın sıklıkla bölgede kan birikerek vajinada doğum kesisi bölgesinden çevreye yaıylan ağrılı bir kitle oluşur. Hematom adı verilen bu durumun tedavisi için dikişler tekrar açılır ve kanayan damar (lar) bulunarak bağlanır ve kesi yeri tekrar onarılır.

 

Ender durumlarda kanama sezaryen esnasında açık kalan bir damardan oluşur. Bu durumda da yine klinik bulgular bir kanama varlığına işaret ederlerken, dışarıdan kanama gözlenmez. Tanı koymak için dikiş yeri pansumanı açılarak öncelikle ciltaltı bölgesi gözden geçirilir. Daha sonra genellikle ultrasonografi ile batın içinde kanama olup olmadığı araştırılır. Tedavi için sıklıkla tekrar cerrahi bir işlem gerekir.

Erken lohusalık döneminde kanamaya neden olabilen ender görülen durumlar

Plasenta akreata

Plasenta akreata hamilelikte plasentanın bir kısmının rahim lifleri arasına yerleşerek burada büyümesine devam etmesi neticesinde ortaya çıkan bir durumdur. Hamilelik döneminde genellikle bir sorun ortaya çıkmazken doğum gerçekleştiğinde plasentanın ayrılmadığı ve kanamanın devam ettiği gözlenir. Sezaryen ile gerçekleşen bir doğumda plasenta akreata tanısı nispeten kolay konurken vajinal doğum sonrasında plasentanın belli bir süre sonrasında halen ayrılmamış olmasıyla akreata şüphesi doğar. Bu aşamada kanama gizli de kalabileceğinden plasentanın ayrılmadığı durumlarda vajinal doğum sonrası plasentayı elle ayırıp çıkarma girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanır.

Plasenta akreata ender görülen bir durum olmasına karşın sezaryenla gerçekleşen doğum sayısının artmasının ileriki yıllarda bu durumun görülme olasılığını giderek artırması beklenmektedir. Plasenta akreata özellikle sezaryen ile doğum yapmış olanlarda eski kesi bölgesine ve çok sayıda kürtaj geçirmiş olanlarda kürtajın yarattığı nedbe bölgesine yerleşir. Ancak bu risk faktörlerinden hiç biri olmayan anne adaylarında ve özellikle de çok sayıda doğum yapmış olanlarda da gözlenebilir.

Plasenta akreatanın tedavisi genellikle rahimin ameliyatla alınması şeklinde olur. Amaç anne hayatının kurtarılmasıdır.

Rahimin "tersyüz" olması

Günümüz modern doğum biliminde oldukça ender görülen bu durumda rahim, özellikle çok doğum yapmış olanlarda plasentanın kordondan çekerek zorla plasentayı çıkarma girişiminde iç yüzünün dışarı çıkması olarak tarif edilebilir. Tıpta “uterus inversiyonu” adını alan talihsiz bu durumda ortaya çıkan kanama annenin kaybedilmesine neden olabileceğinden rahimin içinin acilen yerine geri sokulması gerekir ve bu amaçla ameliyathane koşullarında işlem acilen gerçekleştirilir.

Doğum sonrası kanamanın sonuçları

Günümüzde bir yandan doğum biliminin ilerlemesi, öte yandan da yoğun bakım olanaklarının artmasıyla doğum sonrası kanamaların önlenebilir nedenleri daha az görülür hale gelmiş, ortaya çıkan kanamalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirilmiş ve kanama nedeniyle hayatı tehlikeye giren annelerin yoğun bakım şartlarında hayatları daha etkili bir şekilde kurtarılabilir duruma gelmiştir.

Yine de kanama dünya üzerinde anne ölümleri arasında ilk sıralarda yeralır ve bu sırasını da sürekli koruyacak gibi gözükmektedir.

Doğum sonrası kanamada anne hayatını kurtarmada vazgeçilmez ve vazgeçilemeyecek olan yöntem kan naklidir (Sayfa:---). Kan nakli de duyarlı vatandaşların kan bağışlamaları sayesinde mümkündür. Şu anda hemen her il merkezinde bulunan Kan Merkezleri 24 saat boyunca kan ihtiyacı olan insanlara yardım götürmeye çalışmakta ve bu merkezler bağışlarla ayakta durmaktadır.

Yurtdışında vatandaşların kan bağışlamalarını teşvik etmek için ülkeler bağış yapan insanlara para verme politikası izlemekte ve bu sayede kan bankalarında hemen her zaman gerekli miktarlarda ve gerekli gruplarda kan temin edilebilmektedir. Ülkemizde böyle bir politika için ekonomik koşullar yeterli olmamasına karşın, ülkemiz vatandaşları gerek yaptıkları bağışlar yoluyla, gerekse radyo ve televizyon anonslarına koşturarak ihtiyaca karşılık vermeye çalışmaktadır.

Elbette bir anne adayı ve anne olarak sizden kan bağışı yapmanız beklenemez. Ancak acil kan ihtiyacı gerçeğini gözönünde bulundurarak eşinize, yakın arkadaşlarınıza kan bağışı yapma fikrini benimsetin. Siz de bebeğiniz belli bir yaşa geldikten sonra kan bağışlayabilirsiniz.

Kimler kan bağışlayabilir?

Bir kişinin kan bağışında bulunabilmesi için ön koşul o kişinin sağlıklı olmasıdır. Gerekli muayeneler yapıldıktan sonra kan bağışlayan kişiden yaklaşık olarak 500 mililitre kan alınır.

Kansızlığı olmayan, kalp ve dolaşım sistemi uygun çalışan bir kişiden alınan bu miktar, kan bağışlayan kişide hiç bir problem yaratmaz. Yaklaşık dört haftada bu verilen kan üretilerek tekrar yerine konmuş olur. Kan bağışlanması belli kanunlara tabidir ve 18 yaş altında ve 65 yaş üstünde olan kişiler kan bağışında bulunamazlar. Kanında Hepatit B veya AIDS gibi bir enfeksiyon hastalığı olduğu bilinen veya kalp ve dolaşım sistemine ait hastalığı, veya kan hastalığı olanlar da kan bağışında bulunamazlar.

Ülkemizde yaşanan büyük deprem faciaları, yine yakın geçmişte Amerika'nın en büyük kentinde yaşanan insan yapımı facia, kanın ne kadar önemli ve hayat kurtarıcı olduğunu gösterdi.

İhtiyacınız olduğunda kan bulmak istiyorsanız, ihtiyacınız olmadığı dönemlerde kan bağışlayın ve tanıdıklarınıza bu konuda yol gösterici olun. Kan bankalarımızın sürekli olarak dolu olması ve afetlere hazırlıklı olması sizin, bizim hepimizin ihtiyacı olan kanı bulabilmemiz için bunu bir alışkanlık haline getirin.

Sheehan sendromu

Lohusalık dönemine özgü ve günümüzde oldukça ender görülen bu hastalıkta aşırı bir doğum sonrası kanamayı atlatan annede süt yapımının olmaması, memelerin küçülmesi, adet görememe, genital kılların dökülmesi ve çeşitli hormonal dengesizlikler ortaya çıkar. Nedeni, kansızlığa aşırı duyarlı olan hipoofiz bezinde hormon salgılayıcı hücrelerin ölmesidir. Tedavisi hayat boyu eksik olan hormonların yerine konması şeklindedir.

Geç kanamalar

Doğum sonrası ilk saatler geçtikten ve özellikle 24 saat sonrasında annede hayatı tehdit eden bir kanama ortaya çıkmasına nadiren rastlanır. Ancak özellikle doğumun 2. haftası sonrasında , yani kanlı akıntının çoktan bitmiş olması gereken dönemde kanamalar ortaya çıkabilir. Bu kanamaların en muhtemel nedeni rahim içinde plasentaya ait ufak parçaların kalmasıdır. Bu parçalar lekelenme şeklinde kanamadan, kadının normal bir adette gördüğü kanamanın iki katına veya daha fazlasına kadar varabilen şiddette kanamalara neden olur. İlaçla tedaviye cevap vermeyen durumlarda kürtajla rahim içindeki dokuların "temizlenmesi" tercih edilir.