| İÇİMİZDEN BİRİ: FİLİZ TERZİ SÜLÜN 12/7/2001[KK] 
YAĞIZ UTKU'YA  | vakit yaklaştı oğlum.. dünyaya merhaba demene çok az zaman kaldı dudaklarımda buruk bir tebessüm.. biraz mutlu, biraz ağlamaklıyım.. sadece ikimizin bildiği bir mucizeyi yaşadık seninle.. büyülü bir aşkı tattık.. sen bana mecburdun.. ben sana tutkun.. vazgeçememenin ne olduğunu seninle öğrendim.. vazgeçilmezliği ise sen bana yaşattın.. ve.. |
kendimi bir daha hiç sevemeyeceğim kadar çok sevdim.. sen vardın içimde.. bir daha hiç hissedemeyeceğim kadar önemli hissettim kendimi.. sen vardın içimde.. özeldim,.. farklıydım,.. dünyada tekdim.. çünkü sen vardın içimde.. şimdi.. seni hayatla paylaşacağım.. başka başka sevgililerin olacak, kıskanacağım.. senin için endişelenip, korkacağım.. hala içimdeymişsin gibi senin adına kararlar alacağım.. hala sadece bana aitmişsin gibi davranacağım.. kızacaksın bana, unutacaksın büyük aşkımızı.. "ben büyüdüm artık anne" diye kafa tutacaksın bana.. anlamayacağım ki.. yaşadığımız bir mucizeydi.. hiç unutamayacağım.. ve hep yaşayacağım.. Filiz Terzi Sülün

| Başkaları adına hikayeler yazmak, başkalarının duygularını dile getirmek daha kolay galiba.. İnsan kendi duygularını ifade etmek için kelime bulamıyor.. Bugün Yağız ım doğalı 41 gün oldu.. Ancak klavye başındayım, hala kelimelerle boğuşuyorum.. |
Çok düşündüm, benim doğumumun nesini anlatayım diye.. Bütün doğum hikayelerini okudum, söylenecek, anlatılacak ve tabi ki öğretilecek her şey gayet güzel anlatılmış çoktan.. En iyisi yazver gitsin, gidebildiği yere kadar dedim ve nihayet oturdum ekran başına.. İlk defa iki sene önce hissetmiştim galiba o duyguyu.. Suya yazı yazma duygusunu.. yazıyorsun.. belki çok güzel, belki çok emekli, belki övünülmesi gereken bir şeyleri.. sonra hoopp.. kayboluyor, kimse hatırlamıyor.. o an belki alkışlanıyorsun ama yarına bir şey kalmıyor.. bir zamanlar her şeyden önce gelen kariyer ve başarı, bir süre sonra aşkla kurulmuş bir evliliğin kanıksanmış alışkanlığına dönüyor.. Kısaca yetmiyor.. Ne yetmiyor diye soruyorsun içindeki kendine.. "başka bir şey, önünde, belki burnunun dibinde ama senin göremediğin bir şey", diyen bir ses derinlerden.. Ve yine aynı zamanlarda farkettim artık eskisi gibi gülümsemediğimi, hayatın bana çok eğlenceli, çok heyecanlı gelmediğini, gelemediğini.. İşyerinden geri gelen senaryolar bile ısrar ediyordu "kabul et, eskisi gibi değilsin" diye.. Çıldırmak işten değil.. Niye böyle oluyor tanrım, kötü bir şey yok! Sorun ne.. Yine o ses.. "Sorun yok, hayatında bir eksik var".. "Ne eksiği?" "Etrafını dinle, anlarsın".. O hafta senaryoyu patronlarımı şok edecek kadar erken bitirip, kendimi sahile vurdum.. Bir banktayım.. Gözlerimi kapadım.. Dinliyorum.. Denizin sesi.. İnsanlar.. Bir iki motor bastırıyor bazen kalabalığı.. hım.. kuşların sesi ne huzur verici.. Acaba bu mu? Bir kuş mu almalıyım?.. sinirlerim yatıştı sanki.. Belki bir tatildir, bana lazım gelen.. yeni bir aşk mı yoksa.. aman istemem kalsın.. Aman be, öff.. dinliyorum işte.. nerde bu eksik..? Belki yorgunluktan, belki gerginlikten.. hafif dalar gibiyim.. sesler yavaş yavaş uzaklaşıyor.. insanlar, kuşlar, deniz.. fakat bir ses.. git gide büyüyor beynimde.. bir kahkaha.. bir çocuk kahkahası.. Tanrım ne kadar güzel gülüyor.. Birinden kaçıyor, çığlık attı.. yine gülüyor.. belki de bisiklete binmeyi öğretiyordur ona annesi.. Annesi.. Ne kadar mutludur o kadın şimdi.. Başka hiç bir şeye değişmez bu duyguyu.. Ve eminim gülüyordur, sessiz ve gururlu.. Bu tabloyu kaçırmamak için hızla açtım gözlerimi.. Kovalamaca oynuyorlardı.. Kadın sözde yakalayıp, sonra kaçırıyordu elinden kızını.. Ufaklığın bağırışla karışık kahkahaları.. Bir an yere düştü.. hemen koşup kaldırmak istedim.. Annesi tuttu kollarından.. Az sonra yine koşuşuyorlardı.. Onları ne kadar zaman seyrettiğimi hatırlamıyorum.. Eve doğru yürürken gülümsediğimi farkettim.. ......... İtiraf ediyorum.. yukardakilerin bir kısmı hayal gücümün ürünü:) Ben bir yazarım.. ve bu yüzden hislerimi en iyi ifade edecek yolu seçiyorum elimde olmadan.. Ama duygularım gerçek, bir sabah kalktığım, hayatımdaki boşluğu hissedişim, çalışan bir kadınken anne olmayı nasıl deli gibi isteyişim, çevremde durmadan çocukları farkedişim (adeta sevimli bir gerilim filmi gibi her yer çocuk kaynıyordu).. sonra mucizenin gerçekleşişi.. işim ve bebişim arasındaki kısa bocalama ve Yağız ın kazanışı.. ve benim kariyerime ara verişim.. Ama pişman değilim.. Umarım öykümü beğenmişsinizdir.. Hamileliğimin ilk evresinde, annemin yaşlı ve otoriter doktoruna gittik.. Tanrım benim gibi pimpirikli bir kadın için kabus gibiydi.. Her kontrolde, tamam her şey yolunda, bir dahaki ay görüşürüz demiyor muydu? Ben de kafayı yiyordum.. Ama benim kasıklarım ağrıyordu, midem bulanıyordu.. kaşıntılarım vardı.. sürekli uyumak istiyordum.. Bir açıklama lütfen, diyemeyiş.. ve süklüm püklüm eve dönüş.. Ben de internetten medet ummaya karar verdim ve Anneler kulübünü ve bence dünyanın en iyi kalpli doktorunu buldum.. Kağan bey de bütün bu belirtilerin normal olduğunu söylüyordu ama bazen yarım saatte.. bazen bir saatte.. nerdeyse bütün jinekoloji bilgilerini bana da anlatarak, bütün bu problemlerin olmasının normal olduğuna nerdeyse beni ikna ederek.. Hatta bir keresinde kasık ağrılarım yüzümden yürüme zorluğu çekişim konusunda inat edince, dayanamayıp, "Filiz, tekerlekli sandalyeyle doğuma giden yok, merak etme" demişti..:P Bir süre sonra hasta-doktor güveni oluştu ve Kağan bey pimpirikli hastasından kurtuldu.. (Malesef şimdi çocuk doktorumuza musallat oldum-günde üç kez arıyorum) Normal sezeryan olduğu için söyleyecek yeni bir cümlem yok.. Kısa dönem askerlik gibiydi.. Ameliyat odasını inceleyemedim bile.. halbuki bir senaryo için lazım olur diye bakınmayı düşünüyordum.. Ve evdeyim.. Yorgun bir savaşçı gibi.. Ama.. gülümsüyorum:) Filiz Terzi Sülün (Filiz X) 
| Levent ve Yağız beraberce yorgunluk giderirken...:) |
İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN |